The Queen's Gambit İnceleme

 THE QUEEN'S GAMBIT

    Walter Tevis tarafından 1983 yılında yayımlanan kitap baz alınarak hazırlanan bu dizi her şeyden önce bir genç kızın kendini bulma, keşfetme hikayesidir.1950 yıllarının başından 1960 yıllarının sonuna doğru bizi sürükleyen bu diziyi gelin beraber inceleyelim.

Annesiyle birlikte geçirdiği trafik kazası sonucunda yetimhaneye yerleşen baş karakterimiz (Elizabeth) biranda kendini hiç bilmediği, tanımadığı bir ortamda bulur. Daha önceki hayatına nazaran daha tutucu, kısıtlayıcı olan bu yetimhanede şans eseri, satranç oynayan hademe ile karşılaşır. Bu sayede satranç oynamaya başlayan Elizabeth'in kısa sürede bir satranç dehası olduğu ortaya çıkar. Artık geçiminin satranç ile sağlayan Elizabeth'in tek hedefi, Sovyetler'i yenip dünya şampiyonu olmaktır.

The Queen's Gambit sadece hikaye bakımında değil, dekor, kıyafet ve dönem dizisi olması ile bir çok seyirciyi kendine hayran bıraktı. Benim için en etkileyici olan faktör ise dönem kıyafetleri. Gerek Elizabeth gerek diğer rollerin giydiği kıyafetler çok yerinde ve şıktı. 

Hazır dizinin güzel taraflarından konuşmaya başlamışken bir kaç madde daha ekleyelim. Diziyi beğenmemi sağlayan bir diğer etken, karakter gelişimleri oldu. Dizide Elizabeth'in 6-7 yaşlarından 20'li yaşlara gelişini izledik. Bu süre zarfında Elizabeth eskisi gibi küçük, asi, duygusal, telaşlı bir hanımefendi olmaktan çıkıp daha kendinden emin, olgun ve sakin biri oldu. Bununla beraber yanında ki arkadaşları da aynı şekilde karakter gelişimi yaşadılar. 

    The Queen's Gambit dizisinde beni en çok etkileyen sahneler şüphesiz Elizabeth'in kendi aklında baştan sonuna kadar bütün bir satranç oyununu oynaması olmuştur. Bu sahnelerde kullanılan görsel efektler hem çok etkileyici hem de sade. Görsel efektlerin bu denli yalın ve abartısız kullanılması benim çok hoşuma gitti. Özellikle de günümüz sinemalarını ele geçiren süper kahraman yapımlarının olduğu bu dönemde. Demek ki abartısız efekt filme gerçekten de etki edebiliyormuş :)



Bir diğer beğendiğim konu ise, satranç turnuvaları sahneleri. Satrançtan anlayan biri sayılmam ama bu sahneleri izledikçe benim bile oynayasım geldi. Ayrıca Elizabeth'in o gün ki ruh hali ile satranç tahtası üzerinde yaptığı hamlelerin birbirleri ile bağlantılı olması hoşuma gitti. Örneğin, sinirli ve gergin olduğu bir günde, rakibin üstüne giderek onu sıkıştırması veya kafası karışık ve kendi yetersiz hissettiği günlerde rakibi tarafından köşeye sıkıştırılmış, çaresiz hamleler yapması benim için olumlu sonuçlardı.


    The Queen's Gambit dizisi ile ilgili beğenmediğim yönler yok denecek kadar az. Elizabeth karakterinin bahtının bu kadar kara olması biraz beni rahatsız etmedi değil. Küçük yaşlarda yetim kaldı. Evlat edinildiği aile boşandı ve sonra üvey annesi öldü. Bu tür olaylar Elizabeth'in karakter dönüşümü için biraz fazla tesadüfmüş gibi geldi. 

    Toparlayacak olursak, 7 bölümlük mini bir dizi olmasına rağmen içi dolu dolu bir dizi. Dönem dizisi seyretmeyi seven, özellikle de satranç oynamayı seven insanların beğeneceğinden eminim. 

Siz de diziyi benim gibi sevdiyseniz yorumlarda belirtmeyi unutmayın, keyifli okumalar.

NOT: The Queen's Gambit, her ne kadar dilimize Kraliçenin Gambiti olarak çevrilse de, bizde Vezir Gambiti olarak adlandırılan bir satranç açılışıdır. (Gambit; bir oyuncunun avantaj elde etmek için bir veya daha fazla piyonu ya da küçük bir taşı feda ettiği açılışlara verilen isimdir.)

Yorumlar

  1. Ben de seyrettim ve çok beğendim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Mini dizi olması biraz üzdü beni, bir kaç sezon görmek isterdim :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

90'lardan şimdilere Spider-Man

VENOM TRAILER

Spiderman: Homecoming fragman